Çelik'ten çalışanlara 657 için son söz

Ana Sayfa » Spor » 'Hakkımı helal etmiyorum'

'Hakkımı helal etmiyorum'

Galatasaray ile yollarını ayırdıktan sonra herhangi bir açıklamada bulunmayan A Milli Takım teknik direktörü Fatih Terim, basının karşısına çıktı. Canlı aktarıyoruz...

 
31 Ekim 2013 Perşembe 17:25
Okunma: 2743
Yorum YapYazdır
 
'Hakkımı helal etmiyorum'

Terim'in konuşmasından satırbaşları şöyle;

* Gecikme için özür dilerim. Gediğiniz için, katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Ümit ederim toplantı sonrasında karanlıkta bir şey kalmaz. Her şey herkesin anlayacağı şekilde ortaya çıkar.

* Bu toplantıyı organize ederken artılarını eksilerini fazlasıyla tarttım. Yani buna karar vermek çok kolay olmadı. Başka platformda konuşmayacağımı da söylememe rağmen öne almamın nedenlerini anlatacağım. Kimileri için susmam, kimileri için de artık konuşmam gerektiği yönünde görüşleri olduğunu biliyorum. Doğal olarak ben Galatasaray’ı düşünmek ve zarar vermemek için titiz davrandıysam, ben böyle davranırken gündemin hiç değişmediğini gördüm. Gördükçe de üzüldüğümü ve yaralandığımı gördüm. Benim de değerlerim ve kıymet verdiğim bir ailem var.

'AYSAL'IN RÖPORTAJI BENİ AÇIKLAMAYA MECBUR KILDI'

* Hep beni eleştirdiniz. Bugüne kadar suskunluğumu şikayet etmek, açıklamalar yapıp gündem değiştirmemekte, ben Galatasaray’a zarar vermemek için çalıştım. İtibarsızlaştırma çalışmasından Terim’e zarar geliyor mu diye düşünen kimse yok. Şu an konuşarak yanlış yapıyorsam da bana bir kere de kendimden zarar gelsin diye konuşmaya karar verdim. Normal olarak Divan Kurulu’nda konuşacaktım. Ancak bunu öne alma sebebim çok açık. Yoksa Divan’da, kurul yönetimine konuşma ricası yapacaktım. Kendilerine de kapalı bir oturumda ağabeylerimizde bir bilgilendirme toplantısı gibi benim tarafımdan bu olaya bakı açık nasılsa onu dillendirmeyi düşünmüştüm ancak Aysal’ın bir gazeteci ile yaptığı program beni beklememe mecbur kıldı.

*Kurumsallıkta bir karar alınır. Ancak bizde öyle olmadı. İş bittikten sonra herkes yoluna gider. 1,5 ay önce alınan bu kararın doğrulunu kabul ettirecek onlarda serviste ve iddiada bulunuldu.

* Şimdi Galatasaraylılara sesleniyorum. Bir haklı haksız arayışına girmeyin. 60 yaşındayım ve beni 40 yıldır tanıyorsunuz. Beni bir kez olsun yüz yüze gelmeden bile tanıyanlar var. Zor bir insan olabilirim. Egolarım pek çok insandan fazla da olabilir. Değişmem demedim hiçbir zaman. Ancak yaşamını toplumsal ve ailevi değerlerin üzerine kurmuş, hala eğitim alan, Galatasaray geleneklerini pek çok kişiden daha fazla özümsemiş birine bunları söyleyemezsiniz.

'G.SARAY ALİ SAMİ YEN'DİR METİN OKTAY'DIR'

* 40 yıldır Galatasaray’a hizmet eden biri olarak şunu öğrendim; Hür irademle seçtiğim başkan ve yönetimi hedef gösterecek, arkasından konuşacak bir eylem içinde olmamayı öğrendim. Bu nedenle bir süredir hemen hemen her açıklamada geçirilen ismime, hak etmediğim ve yaşamadığım halde yaşanmış gibi yaşamadığım şeyleri doğruymuş gibi gösterilen olaylara açıkçası cevap verecek olmaktan hicap duyuyorum, çok üzülüyorum. Bu kulübün bir divan üyesi olarak Galatasaray başarılı olmak için her şey yapmak değildir. Galatasaray Ali Sami Yen’dir, Metin Oktay’dır.

* Gelelim yaşadıklarımıza…

* Sayın Aysal’ın da ifade ettiği gibi iletişim problemi yaşadık. Ben derdimi başkanla bire bir konuşmak istedim hep. Yaşadıklarımızı televizyonda öğrenmemek istedim. Velev ki biz dostuz, velev ki iletişim sorunları var. Biz bütün bunlara rağmen yine karşılıklı oturur ve yolları ayırırdık. Ben de başarılar dilerdim, eşyalarımı toplar çıkardım.

'40 YILDIR BÖYLESİNİ GÖRMEDİM'

* Tam burada aklıma küçük bir not geldi. 2. Gidişimde Özhan Canaydın’a istifa etmem gerektiğini söyledim. Teke tek oturduk, ben bunu açıklayamam dedi. Sayın başkanım ben açıklarım dedim. Ben gelemem oraya dedi, ben koluna girdim ve onu götürdüm. Rahmetli başkanım yanımda otururken açıkladım. Tam 10 sene geçmiş. Hiçbir yerde duydunuz mu? Hayır. Allah rahmet eylesin. Madem Galatasaray kültüründen bahsediyoruz. Antrenmanı bitirip odasına giden hocasına basın yoluyla görevden alındığını bildiren, aynı anda televizyon kanalımızda da hayali bir anlaşmayı bildiren bir anlayış benim 40 yıldır Galatasaray’da gördüğüm bir uygulama değildir. Bu benim hayatım boyunca rastladığım bir şey değildir. Galatasaray Kulübü bu değildir. Bu benim Galatasaray’da tanımadığım bir davranış şeklidir.

* Sonuç olarak ne telefon kayıtları kaldı ne de olmayan şeylerin anlatılması kaldı. Ne yapayım ben de şimdi telefon konuşmalarını mı çıkarayım. Bu bize yakışır mı?
Eleman meselesi, Albayrak ve Dürüst’ün ayrılması, maç öncesi primin futbolcu ile istişare edilmesi, geçmiş olsun denmesi gereken bir yerde sadece futbolcuların kutlanması… Daha neler neler…

'BAZILARINA HAKKIMI HELAL ETMİYORUM'

* Şimdi bunların herhangi birinden sonra benim yerimde kim olsa istifa ederdi. Tam aksine ben 4. yıldızı takmadan gitmeyeceğim dedikçe her şeyin şiddeti arttı. Sanırım şimdi geriye bakınca bazı şeyleri daha iyi anlıyorum. Sayın Aysal’ın TV programında söylediği Antalya maçı açıklamalarının bir kez daha izlenmesinde fayda var. Maç sonrasında net bir şekilde görevimin başında olup direneceğim demiştim. Her zor durumda bana ihtiyaç duyulan, çağırıldığım her anda koşulsuz, hiç sorgusuz elimiz taşın altına sokmaktan geri kalmadığım bana yaşatılanlardan dolayı bazılarına hakkımı helal etmiyorum. Suçlu suçsuz aramak anlamsız. Bugüne kadar yapılanları Galatasaraylılar affediyorsa ben de ediyorum. Bu süreç içerisinde beni tanıyan, daha önemlisi hiç konuşmadığım halde beni anlayan, beni her platformda destekleyen herkese teşekkür ediyorum.


SORU-CEVAP BÖLÜMÜ


- TFF ile sözleşme imzalayacak mısınız?

TFF’ye verdiğim sözün dışında henüz bir şey yapmadım. Bundan sonraki kariyerim beni ve ailemi bağlıyor. Henüz yaşananların etkisi geçmeden herhangi başka bir şey yapmam söz konusu olabilir mi?

12 Nisan’da 2013’te TFF ile görüşüp anlaştığınız söyleniyor?

Böyle bir şey olması mümkün değil. Bunu söyleyenler ispat etmek zorundadır. Antalya maçında ve Beşiktaş maçının devre arasında 4. Yıldızı takmadan gitmeyeceğimi ifade ettim. Bunlar 12 Nisan ile uymuyor.

- Milli Takım ile görüşme şekliniz hep eleştirildi. Sürecin nasıl geliştiğini anlatır mısınız?

Bu süreç benim hayatımda etik olarak her şeye uyduğum, hassas davrandığım bir süreçtir. Tüm dengeleri gözettim. Çok hassas davrandım. Her adımda tüm açıklığıyla görevime zarar gelmemesi için çok uğraştım. Demirören, Aysal’dan izin aldı, bana ‘Hocam izin aldım’ dedi, ben den ondan sonra evine kahvaltıya gittim. Kahvaltıda sadece Demirören yoktu, yönetici arkadaşlarımız da vardı. Teklif kısmına gelince, “Başkanım benimle görüşmeden Aysal’dan teklif için de izin alın’ dedim. O da tamam diyerek aradı ve ‘Sayın Aysal izin verdi’ dedi. Bu telefondaki 2. Konuşma. Ben oradan bana verdiğiniz teklifi başkanımla paylaşacağım diyerek ayrıldım. Bunların hepsini sayın Aysal’ın oluruyla yaptım. Burada çok çarpıcı bir nokta var. Sayın Demirören, Mayıs’a kadar izin istiyoruz. Diye sorunca cevap ‘Ne demek isterseniz Ocak’ta verelim, yeter ki 2-3 hafta önce haber verin.’ Demek ki vazgeçmeye ne kadar hazır, istekli, bundan da emin. İmza töreni: Teklifin geldiği ilk andan itibaren izinsiz bir adım atmamışken süs imza mı rahatsızlık verdi. Sayın Demirören, imza atılan kağıdı gösterdi. O zaman kadar Galatasaray Kulübü o zamana kadar hocaya güvenmek yerine o kağıdın peşine düştü. Uradığım haksızlığı nasıl ifade edeyim ki? Teklif ve sonrasında yaşananlar Galatasaray’ı durdurmak için bir komplo ise bu komplonun kolaylaştırıcısı ve ekmeğine yağ süreni ne yazık ki çok uzakta değil. Ama ben değilim.

- Milli Takım teklifini TFF’den daha yüksek bir merciden mi aldınız

Yani milli takım için Başbakan ile mi görüştünüz diyorsunuz. Sayın Başbakan’la zaman zaman görüşüyoruz. Sohbetlerimiz oluyor. Kendisi proje ve görüşlerimizi dinliyor. Sandığınız senaryolardan farklı bir durum olsa söylerdim.
- Yönetim Kurulu’ndan 1 gün önce Arıboğan’ın sizi aradığı doğru mu?
Madem öyleyse karar zaten alınmıştı. Böyleyse Kurul boşuna toplanmış oluyor. Oy birliği ile alınan kararın başka birinin kararı ile alındığı ortaya çıkıyor. Başkan aradı aramadı, ulaştı ulaşamadı, mesele bu değil. Zaten istenmeyen bir durum vardı mesele bu. Buna uygun bir kılıf aranıyordu demek ki şartlar o zaman oluştu.
"PRİM PAZARLIĞI YAPMAK HAYSİYET KIRICI"

* Ben Galatasaray’dan gönderilme nedenimin ne olduğunu herkesin anladığını sanmıyorum. O günden bu yana bu kararı haklı göstermek için nedenler sıralanıyor. Kimse benimle çalışmak zorunda değil. Hak etmediğim iddiaları servis etmek yakışmıyor. Dahası asıl bunlar haysiyet kırıcı. SMS kayıtlarının bir gazeteciye servis edilmesi haysiyet kırıcı. 6-1’lik bir maç sonrası prim pazarlığı yapmak haysiyet kırıcı. Alnının akıyla 2 sene şampiyon olmuş, başarılar yaşatmış hocanızı değerlerinden vurmaya çalışmak yanlış. Ne yapalım telefon kayıtlarını mı açalım biz de. Bunlar bana yakışmaz. Bunlardan daha çok önemsediğim bir konu da konsantrasyonumu kaybettiğimi söylediği. Aşk olsun hatta yazıklar olsun. İlk başlarda alınan skorlar nedeniyle mi beni sorgulayacaksınız. Başarı varsa varsın yoksa yoksun öyle mi? Ne diyim, yazık. O zaman şampiyonlar ligi’ni hatırlayalım geçen sene. Madem bu kadar açık konuşuyoruz söyleyelim. Ben sadece başarısızlıklardan sonra değil çok büyük başarılardan sonra da telefonumu kapattım. Geçen sene şampiyonluk gecesi kapattım. İçinizden bazıları da beni arayıp ‘Hocam bu yapılır mı’ dedi. O telefonları ben aileme karşı da kapattım evime de gelmedim. Bazıları kaybeder çok üzülür. Bu olamaz mı?

Çalıştığınız sürede tüm transferlerde sorun olduğu söylendi.

Ben ekonomist değilim ama Galatasaray’ın gelir gider dengesini bilen biriyim. O nedenle bugüne kadarki ihtiyaçlara, isimlere bu açılardan baktım. Biz transferleri Galatasaray’a faydalı olsun diye yaptık.

Beşiktaş maçından önceki yemekte başkan bana ulaşamıyor. Yardımcılara da ulaşamıyor ki kaptan olmayan bir futbolcuyla prim pazarlığı yapılıyor. Oyuncular tebrik ediliyor, emeği geçen kimse tebrik edilmiyor. Aynı anda daha stadı terk etmeden Galatasaray Başkanı’nın böyle bir deklarasyon yayınladığı haberi geliyor. 30 saniye Fatih Terim olun. Galatasaray tarihinde de bu tip deklarasyonlar tek tiptir. Ertesi sabah öğreniyorum ben prim meselesini.

Galatasaray’a bir daha döner misiniz?
Hayat, neden olmasın.

5 ay önce güvenmiyorum dediğiniz TFF ile çalışmanızda ne nedenler var?
Burada milli takım için elini taşın altına sokmaktan bahsediyoruz. Türk futbolu ve ülke başarısı için herkes biraraya gelebilir ve gelmelidir de.

Mili takımdan teklif gelmese yine ayrılır mıydınız?
Bence evet. Hele hele yaşananları gördükçe daha çok inanıyorum.

 
31 Ekim 2013 Perşembe 17:25
Okunma: 2743
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:50
  • Güneş06:30
  • Öğlen12:52
  • İkindi16:16
  • Akşam18:53
  • Yatsı20:19
 
Anket
Emre Belözoğlu Fenerbahçe'ye zarar veriyor mu?
Evet
Hayır
Emin değilim
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
31
22
4
5
70
2
Fenerbahçe
31
20
7
4
67
3
Beşiktaş
31
20
6
5
66
4
İstanbul Başakşehir
31
14
12
5
54
5
Trabzonspor
31
14
11
6
53
6
Bursaspor
31
14
8
9
50
7
Mersin İdman Yurdu
31
12
7
12
43
8
Torku Konyaspor
31
11
8
12
41
9
Gençlerbirliği
31
10
10
11
40
10
Eskişehirspor
31
8
12
11
36
11
Gaziantepspor
31
10
6
15
36
12
Akhisar Bld.Spor
31
8
11
12
35
13
Kasımpaşa
31
9
8
14
35
14
Medicana Sivasspor
31
9
7
15
34
15
Çaykur Rizespor
31
8
7
16
31
16
KDÇ Karabükspor
31
6
7
18
25
17
SAİ Kayseri Erciyesspor
31
4
11
16
23
18
Balıkesirspor
31
5
8
18
23
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Tarihte Bugün
1716 - Nevşehirli Damat İbrahim Paşa sadrazam oldu.
1793 - Fransa'da Devrim Mahkemesinin kararı gereği Olympe de Gouges devrim karşıtlığı suçundan giyotine vuruldu.
1906 - Berlin'de S.O.S. uluslararası imdat sinyali olarak kabul edildi.
1922 - Mudanya Mütarekesi başladı.
1926 - Atatürk'ün ilk heykeli İstanbul Sarayburnu'na dikildi.
1930 - Mustafa Kemal Paşa "Milletin umumi temayyülü benim şu veya bu zaruret karşısında başvekil olmamı icap ettirirse bu vazifeyi kemal-i tevazu ve minnetle ifaya hazırım" dedi.
1932 - Irak bağımsız bir devlet oldu.
1952 - İngiltere ilk atom bombası denemesini Monte Bello adasında gerçekleştirdi.
1953 - Çanakkale açıklarında İsveç Bandıralı Naboland gemisiyle çarpışan, 81 denizcinin öldüğü Dumlupınar denizaltısı ile ilgili dava sonuçlandı: Naboland kaptanı 6 ay ağır hapse mahkum edildi, Dumlupınar komutanı yüzbaşı Sabri Çelebioğlu beraat etti.
1960 - Yüksek Adalet Divanı Yassıada'da çalışmalarına başladı.
1966 - İstanbul Kadıköy'deki son tramvay hattı kaldırıldı.
1967 - Kuzey Vietnam Amerika Birleşik Devletleri'nin barış görüşmeleri önerisini reddetti.
1969 - 'Edirne' adlı belgesel film Uluslararası Turistik Filmler Festivali'nde altın madalya kazandı. Filmi, Yapı ve Kredi Bankası hazırlatmıştı.
1971 - SSCB ile ABD arasında kısa adı SALT olan Stratejik Silahları Sınırlama Antlaşması imzalandı.
1980 - Eski başbakanlardan Nihat Erim'i öldürenlerin (19 Temmuz 1980) yakalandığı açıklandı.
1981 - Belfast'ta, İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) tutuklularının yaptığı açlık grevi bitti. Açlık grevi 7 ay sürmüş ve 10 IRA üyesi ölmüştü.
1984 - Devrimci-Yol davasında yargılanan ve idam cezasına çarptırılan Hıdır Aslan ve İlyas Has'ın cezası Meclis'te onaylandı.
1990 - Doğu ve Batı Almanya birleşti.
1994 - II. Nükleer Karşıtı Kongre İstanbul'da toplandı.
1997 - Avrasya feribotunu kaçırmaktan mahkum Muhammed Emin Tokcan ile Viskhan Abdurrahmanov firar etti.
2005 - Avrupa Birliği ile Türkiye arasında üyelik müzakereleri başladı.
2006 - THY'nin Tiran İstanbul seferini yapan Boeing 737-400 tipi tarifeli uçağı Hakan Ekinci adlı hava korsanı tarafından kaçırıldı.
2008 - Aktütün Karakolu'na saldırı
 
Arşiv
 
Süper Loto
14.05.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu030506070846
 
On Numara
11.05.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu05091214152021222526273440434749525464687177
 
Şans Topu
13.05.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu021317273113
 
Sayısal Loto
09.05.2015 Tarihli Çekiliş Sonucu051011121633
 
Gazete Manşetleri
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık